- “La ilâhe illallah” sadece bir cümle değil, bir karakterdir. Namazda, sözde, emanette, ahlakta ve istikamette görünür.
-“Sâlim kullar”, ibadeti olan değil, ibadeti hayatını ıslah eden insanlardır.
-İnsan, kendisine verilen iradeyi kulluk için değil hakimiyet için kullandığında hem kendini yorar, hem dünyayı bozar. Ve en acısı; bunu yaparken kendini “haklı” sanır.
-Ayet, veri değildir; şehadettir. Bilgi taşınabilir ama bilinç taşınamaz. İnsan nereye giderse gitsin, içindeki yakîni de beraberinde götürür.
-Kalpte olmayan şey, dilde hakikat olmaz.
-Kıyamet günü parolası “sıdk”tır. Kalbiyle dili uyuşan kazanır. Gerçek bilgi, vicdanla birleştiğinde yol olur. Hakikat sistemi besler; yalanı sistem dışına atar.
-İnsanı kalabalıkların sesi değil, araştırılmış bir kalbin tanıklığı kurtarır.
-Vahiy rahmettir çünkü aklı iptal etmez. Fıtratla çalışır. Gözlemi ister. Bilgiyi hikmete taşır. Bu yüzden iman; teslimiyet ama körlük değil, güven ama putlaştırma değil…
-Çaba yarım kalırsa, hidayet de yarım kalır.
-Allah azze ve celle zulmetmez. Azap sebepsiz değildir. Kimse baştan mahkum edilmez. Hidayet Allah’tandır ama zorla verilmez. İnsan tercihiyle yolunu seçer. Gerçek kulluk gönüllü teslimiyettir.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR