06 Ekim 2024

Nimet Kadar Sorumluluk

  “Ey İsrailoğulları! Sizlere ihsan ettiğim nimetimi ve sizi vaktiyle âlemdeki ümmetlere üstün tuttuğumu hatırlayın!” (Bakara-122)

 Cenâb-ı Hak fert düzeyinde herkese aynı nimeti vermediği gibi; millet düzeyinde de her millete aynı nimeti vermemiş. Ama asıl sorun şu; bu nimetler avantajken dezavantaja dönüşüyor mu? Hayır, o orantılı sistem çalışıyor; ne kadar nimet varsa o kadar sorumluluk yükleniyor. Cenâb-ı Hak onlara bu kadar nimet vermişken nankörlük etmeleri ile Cenâb-ı Hakk’ın ayıplayıp lanetine mazhar oluyorlar. 

  “Ey İsrâiloğulları! Size verdiğim nimetimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size vaad ettiklerimi vereyim. Asıl bana itaatsizlikten sakının.” (Bakara-40)


Prof. Dr. Halis AYDEMİR

Filistin Dersleri 5 (1.11.2023)

Allah’ın (cc) Yahudilere “Zillet ve Meskenet Damgası” Vurması Ne Demektir? | 1.11.2023 | Dost Tv 


https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

03 Ekim 2024

Ahiret Yurdu Daha Hayırlıdır

    Siyonist düşünce Allah sadece bizimle ahitleşti, bizi üstün kıldı der. Eğer yanlışları varsa bile belli kuruntularla cehenneme pek uğramayacak, sayılı günden gayrı azap çekmeyecek, Allah’ın sevgili kulları diye kendilerini kandırdıkları bir akibet bu. Bu akibet ile lanete uğrayan topluluktan bahsediyoruz. 

 “Halbuki ahiret yurdu akledenler için daha hayırlıdır. Yoksa siz akletmiyor musunuz?”


Prof. Dr. Halis AYDEMİR

Filistin Dersleri 4 (25.10.2023)

Allah Yahudileri Niçin Lanetlemiştir? | 25.10.2023 | Dost Tv


https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

Gerçekten İman Etselerdi..

   Yahudiler isyanı ve haddi-sınırı aşmayı bir yaşam biçimi haline getiriyorlar. Bütün gaye dünyada daha fazlasını elde etmek. Bunun için de kafirler onların paydaşları. Müşrikleri iman edenlerden üstün görüp işbirlikçi edindiler. “Hepsi hepsi bir dünya hayatımız var; burada ne yaşarsak o” diyen bir dünya anlayışındakiler ile dost olabiliyorlar. Velev ki söylemde kendilerini ehli kitap sayıyorlar. Cenâb-ı Hak “Şu kitaptan nasibi olanlara bak” gibi ifadeler ile onları yeriyor. “Gerçekten iman etseler kafirleri dost edinmezlerdi.” diyor. “Ancak ne var ki onların çoğu fasıklardır.” (Maide-81)

   Aynı hatalara düşmemek için Cenâb-ı Hak onların bu yönlerini bizlere ibret olarak sunuyor. 


Prof. Dr. Halis AYDEMİR 

Filistin Dersleri 4 (25.10.2023)

Allah Yahudileri Niçin Lanetlemiştir? | 25.10.2023 | Dost Tv


https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

Allah (cc) Yardım Ederse

   “Allah size yardım ederse artık sizi yenecek hiçbir kimse yoktur; eğer sizi yardımsız bırakırsa O’ndan sonra size kim yardım edebilir? Müminler yalnız Allah’a güvensinler.”(Âli İmran-160)

   Allah’ın (cc) yardımı garanti değil. "Allah bize hep yardım eder" dersen Yahudi gibi düşünmüş olursun, o beğenmediğimiz adamlarla aynileşirsin. Hayır. Allah cc bize koşulları sağlarsak yardım eder. O’nu tanırsak yardım eder. Hayatı bahşetmesinden ötürü O’nu seversek, O’na meftun olur nimetlerine şükredersek, O’na döneceğimiz günün özlemiyle yaşarsak, dünyanın geçici olduğunu akledip görürsek o zaman Allah azze ve celle bize yardım eder.  


Prof. Dr. Halis AYDEMİR

Filistin Dersleri 3 (21.10.2023)

İsrailoğulları Yahudilik Kudüs | Hayat Vakfı | İstanbul | 21.10.2023


https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

Fıtratımız Tertemiz, Sapasağlam

   Ahiretlik konularla dünyalık konular karşı karşıya geldi mi Cenâb-ı Hakk’ın dediğine dur deniyor, tercih dünyadan yana kullanılıyor. Çıkarlarını gözetiyorlar. Dünyaya tutkulular. İşte Yahudiler’in içerisine girdikleri ve onları Allah azze ve celle katında gazaplandırılmış kılan sebebin merkezi burası. Irkları değil, sahip oldukları x ve y geni de değil. Cenâb-ı Hak hiç bir zaman onları soylarında ötürü lanetlemedi, yaftalamadı. Sürekli "vazgeçin, dönün, gelin." dedi. 

Dolayısıyla biz de onlara lanetli bir soy olarak bakamayız “cibiliyetleri bozuk” diye bir şey yok fıtrat var. Allah’ın herkesi aynı yarattığı fıtrat diye bir şey var ve o sapasağlam, tertemiz. 

Dolayısıyla onlar gibi kötü olmayı seçersek biz de kötü olabiliriz. Yahut onlar da iyi olabilirler olaya bu merkezden bakmamız lazım. 

Muradınız Allah azze ve cellenin vaadettiği cennetler olmaktan çıkar da dünyayı vaad ederseniz, siz de aynı Yahudiler gibi olmaya başlarsınız. “İçinizden bu şekilde davranan birinin dünya hayatındaki cezası ancak rezil rüsvâ olmaktır.” (Bakara-85)

  İşte bizler Bedir’de kazanırken Uhud’da bu yüzden kaybettik. Cenâb-ı Hak “Aranızda dünyayı murad edenler var.” dedi. 


Prof. Dr. Halis AYDEMİR

Filistin Dersleri 3 (21.10.2023)

İsrailoğulları Yahudilik Kudüs | Hayat Vakfı | İstanbul | 21.10.2023


https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

İbret Olsun Diye

  Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerîm’de İsrailoğulları’nı bize neden çok anlatıyor? 

  İbret olsun diye! Onların durumlarına bakıp kıssadan ders çıkaralım, benzer hataları tekrarlamayalım diye. Bu kadar karşı grup diye gördüklerimizi Cenâb-ı Hak en çok kendilerine benzeme ihtimalimiz olanlar olarak biliyor olmalı ki bize hep onlar üzerinden ibret taşır. 


Prof. Dr. Halis AYDEMİR

Filistin Dersleri 3 (21.10.2023)

İsrailoğulları Yahudilik Kudüs | Hayat Vakfı | İstanbul | 21.10.2023


https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

Sorumluluk Bireyin Kendisinde

   Çocuklarının gün be gün Müslüman olduğunu gören Mekke uluları “Bu Kur’an’ı dinlemeyin, yanlış!” dedi. Cenâb-ı Hâk ise onların iman esaslarını bize anlatmaktan hiçbir imtina etmiyor. Çünkü batılın hak üzerinde hiçbir olumsuz etkisi yoktur. Hak nur; batıllar ise çoktur, karanlıktır, zulümat gibidir. Karanlıklar çok gelse bile aydınlığı hiç bastırabilir mi? Zifirikaranlık bir odada bile olsan ufacık bir mum yaktığınızda karanlık sağa sola kaçışır. Aydınlığa karşı mukavemeti yoktur. İlke bu; HAK GELİNCE BATIL KAYBOLUR.


   Kafirler, müşrikler anladılar ki bütün geçiş noktası bilginin akışından kaynaklanıyor, bilgi akarsa önünü alamıyoruz, hemen Müslüman oluyorlar. Dolayısıyla “dinlemeyin, dinlerseniz kendinizden geçiyorsunuz ve atalarınızı inkar ediyorsunuz, başkalaşıyorsunuz. Tedbir alın, Mekke’ye gelmeyin, gelirseniz de kulaklarınızı tıkayın.” Bu kişilerden bazılarının kulaklarındaki tıkacı çıkarıp akletmeye fırsat açmaları Cenâb-ı Hâkk’ın hidayet etmesine yetiyor. “Gerçek ise eğer; elbette ki kabul ederim!” diyebilmek. Bunu kendinizde deneyin, kolay bir şey değil bu. İman eden sahabilerin attığı önemli adım bu; batıl tarafta sırf ailem,atam var diye kalamam!


  “Ya biz, ya siz dalalet üzereyiz. İki zıt şeyin ikisinin de doğru olması mümkün mü? Eğer hakkın arayışı içerisindeysek konuşalım, paylaşalım, atalarımızdan kalan yanlışa esir olmayalım.” Bu akletmenin önünü açmak demek.


  Kişi “Yeter ki hakkı bilmek istiyorum. Bilir, öğrenirsem sahiplenirim, karşı rüzgarların hepsini göze alırım.” derse Allah o kişideki hayrı görür ve ona hidayet eder. Bir kimsede bu hayır var ise, Allah ona hakkı ulaştırır, duyurur.


   Akletmedeki en temel prensip; sorumluluk sahibi bireyin kendisinde! “Benim yerime başkaları mı akledecek, ben onlara mı uyacağım? Niye? Benim fıtratımda akletmek yok mu, benim iradem yok mu?” diyebilmek..


  Her birey gelirken nasıl tek başına emaneti yüklenip geldiyse; Allah’ın huzuruna da yine tek başına hesabını vermek üzere dönecek.


  Allah beni yaratırken anneme babama sormadı ki; ben Rabbime şehadet ederken gidip anama babama danışayım! Sorumluluk kişinin kendisindedir; ben öğreneceğim, ben içselleştireceğim, Hakk’ı ben sahipleneceğim. Annem babam dediği için değil, burada doğduğum için değil..

 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

Aklı Kullanmada Sahabe Efendilerimizin Usulü Dersi’nden


 https://youtu.be/40v9iqZ5-Z4?si=mTJiTNZr1iA9fe89

https://akledenkalpler.blogspot.com/?m=1

01 Ekim 2024

Onlara De Ki “Kanıtınızı Getirin”

   Şeytan kişiye iki türlü yanaşır ya yok saydırmaya, Allah yoktur demeye çalıştırır ya da bakar ki kişi Cenâb-ı Hâkk’ı inkar etmeye yanaşmıyor o zaman ona Allah çoktur demeye çalıştırır. 


  İnsan nasıl akledip "Var Eden İlahın tek bir ilah olması gerektiği" sonucuna ulaşır? İlave ilahların batıl olduklarını nasıl deşifre eder? Üstelik ortamda bu inanış kabul görmüşse.. Çünkü karşı bir direnç var; üstelik duygusal bir direnç.. Atalar, dedeler var, tam içinde doğmuşsun.


   İlk başlarda karşı cephe nasıl yaklaştı; “Biz babalarımızı nasıl bulduksa onların peşine gideriz. Biz babalarımıza güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz? Onlar bize kötü bir şey bırakmaz.” İşte bu güven duygusu temeliyle yaklaştılar. Cenâb-ı Hâk bunu reddetti. Bu yanlış modelle yol alamazsınız.


   “Kesinlikle doğru olan atalarımın yoludur. Ben başka bir doğru aramam, onların dediğiyle karşı karşıya gelmem.” Buna “kişiye dayalı bir yaklaşım” diyoruz yani doğrularınızı yanlışlarınızı kişiye dayalı seçiyorsunuz. Bazı kimseleri beğenmişsiniz ya atanız, babanız olduğu için ya hocanız olduğu için ama onlar bir “kişi” sonuçta ve o ne derse ben onun dediğini doğruluyorum diyorsunuz. Denileni sorgulamayı, belki yanlıştır demeyi, asla aklınızdan geçirmiyorsunuz.


“O ne derse doğrudur, kabulümdür” diyorsan bunun adı sınırsız, kayıtsız, mutlak teslimiyet olur.

Peki bu yanlış modelin yerine neyi öğretti Allah'ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem onlara? 


Hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan ayırıp, doğru düşünceyi nasıl sahiplenebilir, ona taraf olabilir ve ona artık varlığımızı adayabiliriz? 


Cenâb-ı Hâk dedi ki “De ki onlara kanıtınızı getirin” Bu yaklaşımın adı da “kanıta dayalılık.” 


Cenâb-ı Hâk buna davet etti. Tüm Nebevi süreçlerde, hatta önceki peygamberler de dahil, insanlarda açmak istedikleri fırsat aralığı; kendi değerlendirmelerine, kendi akletmelerine, dolayısıyla bireysel sorumluluklarına onları yaklaştırabilmek, kendileriyle yüzleştirebilmek.


Usül şu, paylaşıma açık olup karşı taraf ile nötr duruma ineceksin; yukarıda oturarak olmaz. Yani diyeceksin ki “Belki ben yanlışım, belki sen doğrusun. Sen seninkileri bana anlat, ben de benimkileri sana anlatayım. Ben hazırım yani doğruyu görürsem ben öyle babamı, atamı vs dikkate almam!


Yeter ki kişi doğruyu öğrenmenin önündeki bariyerleri kaldırsın, gerçeği öğrenmeye adım atsın. Akletmedeki en önemli engelimiz bu çünkü. Düşman akletmenin önünü tıkayarak ancak sonuç alabiliyor.

 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

Aklı Kullanmada Sahabe Efendilerimizin Usulü Dersi’nden


 https://youtu.be/40v9iqZ5-Z4?si=mTJiTNZr1iA9fe89

Hadlerini Nasıl Bildireceğiz?

  Eğer bugün Filistin’de zulme uğrayanlara yardım etmezsek, orayı tamamen ele geçiren bu kez etrafa saldırmaya başlayacak, durmayacak. “Nehirden Denize” diye bir söylem var. Müslümanların yaşadıkları bütün coğrafyaları tamamen kendi yönetimlerine almayı ve bizi de en fazla çalıştıracakları ve yer yer istedikleri gibi zulmedecekleri kişiler olarak görüyorlar. Biz bu bakış açısına düşmanız. Onları yeniden insanlık ailesine davet etmek bizim borcumuz. Buna yanaşmaz ise haddini bildirmek bizim de sorumluluğumuz. 

Nasıl hadlerini bildireceğiz? Cenâb-ı Hak dedi ki "siz elinizden geldiğince güç hazırlamak zorundasınız. Onlar istikbar ediyorlar, öylelerinden korkulur, onlar her şeyi katleder. Onların böyle vahşi olduğu bir alemde siz adaleti temsilen, dengeleyecek ve karşı tarafı caydıracak güce sahip olmalısınız". 

  Kur’an-ı Kerîm’de Cenâb-ı Hakk’ın gücünüz yettiğince dediği iki tane emir var. Biri takva. Diğeri ise kuvvet hazırlama. 

  “Korkutup caydırmak üzere, onlara karşı elinizden geldiği kadar güç ve savaş atları hazırlayın.” (Enfal-60)

 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

Filistin Dersleri 2 (20.10.2023)

Ümmetin Gönül Coğrafyası | Diyanet Tv | 20.10.2023


https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q

Bu Yüzden Kaybediyorlar!

  Dünya sevgisine meyledince ümmet bağlarımız çözülüyor. Diğergamlık ve fedakarlık azalıyor. Herkes kendi planını öne çıkarıyor ve düşmanımıza benzemeye başlıyoruz; bu yüzden kaybediyorlar, birlik beraberlik içinde olamıyorlar. 

 

Prof. Dr. Halis AYDEMİR

Filistin Dersleri 2 (20.10.2023)

Ümmetin Gönül Coğrafyası | Diyanet Tv | 20.10.2023


https://www.youtube.com/channel/UCmtC7LTnXDfKG8RVnRnOy7Q