Zorluk dışarıdan ağır görünür ama Allah azze ve celle içeride hafifletir. Hz Bilal’in dayandığı şey taşlar değil; Allah’ın (cc) verdiği mukavemetti. Cenâb-ı Hak yükü azaltmaz belki ama taşıma gücünü artırır.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
Bu blogta Hfz. Prof. Dr. Halis Aydemir hocanın derslerinden aldığım notlar paylaşılmaktadır.
Zorluk dışarıdan ağır görünür ama Allah azze ve celle içeride hafifletir. Hz Bilal’in dayandığı şey taşlar değil; Allah’ın (cc) verdiği mukavemetti. Cenâb-ı Hak yükü azaltmaz belki ama taşıma gücünü artırır.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
Kulluk baskıyla değil, bilinçle olur. Allah azze ve celle yolu gösterir; tercih senin. Sevgiyle secde etmeyen zorla eğilir.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
Sakın dünyadan mahrum kalacağınızı sanmayın.
Siz Allah azze ve cellenin Kitabı’na kıymet verir, onun uğrunda adanırsanız; Cenâb-ı Hak dünyayı ayaklarınızın önüne promosyon diye atar.
Cenâb-ı Hakk’ın sünneti böyledir.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللَّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللَّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ ۗ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Âl-i İmrân Suresi 31)
Sevgi…
Başlangıcımızdır; kalbin ilk uyanışı.
Sevgi…
Yola çıkış nedenimizdir; adımlarımıza yön veren sır.
Sevgi…
Yol boyunca tükenmeyen motivasyonumuzdur; düştüğümüzde bizi yeniden ayağa kaldıran güç.
Ve sevgi…
Allah’a olan yolculuğumuzda nefesimiz, enerjimiz ve varlığımızın en derin anlamıdır.
Çünkü insan, en çok sevdiğine doğru yürür.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
👇🏻👇🏻👇🏻
https://youtu.be/yFWYq-6oodQ?si=fQz1H3HINn7eTNHS
Ben talihsiz miyim?
Hayat kontrolsüz mü ilerliyor?
İnsan, hayatın akışı içindeki hikmeti okuyamadığında ruhen çöküşün eşiğine gelir.
Oysa hiçbir şey gelişigüzel değildir.
Hiçbir karşılaşma rastgele değildir.
Hiçbir gecikme anlamsız değildir.
Sakın unutma…
Yaşadığın her şey, seni kaybetmek için değil; seni inşa etmek için vardır.
Çünkü Allah’ın (cc) yazdığı bir hikâyede, tesadüfe yer yoktur.
Ve sen, başıboş bırakılmış değilsin.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
Bir şey olmadığında kaderle kavga etme. Olmadıysa ya korunmuşsundur ya hazırlanıyorsundur. Allah azze ve celle hiç bir kulunu boş yere bekletmez.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
İnsanlık bugün bilim krizi yaşamıyor; insanlık sahiplik krizi yaşıyor.
İnsanlık bilgi krizi yaşamıyor; insanlık okuma niyeti krizi yaşıyor.
İnsanlık güç krizi yaşamıyor; kime ait olduğunu unutma krizi yaşıyor.
Bilim bu haliyle değil; tağut, istikbar, şirk felsefesiyle birleştiğinde, çağın en güçlü put üretim merkezine dönüşüyor.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
İnsan Allah azze ve celleyi “gereksiz güç” gibi görmeye başladığında; “kontrol bizde” dediğinde, “kader bizim elimizde” dediğinde Deccal fitnesinin zemini kurulmuş olur.
Deccal bir iddiadır. Fitnenin özü rablik iddiasıdır. Araç değişir, ilahlık tutkusu değişmez.
Deccal bir günde çıkmaz; bir dilin sonucu olarak gelir.
İnsan kendini yaratıcı olarak görmeye başladığında fitne başlamıştır.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
Rasûlullah (sav) Deccal’i anlatırken önce Allah (cc) tasavvurunu koruyor. Yani mesaj şudur:
-Deccal fitnesi önce akideyi bozar
-Hak/Batıl ölçüsünü bozar
-Sonra ahlakı ve hayatı bozar.
Deccal insanları delille değil etkiyle bağlar. Olağanüstülük hakikat değildir. Deccal’in gücü gerçekliktir, hakikat değil.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
Deccalden korunmanın ilk yolu, doğru Allah tasavvurunu korumaktır. Deccal fitnesi ahlak değil, akide fitnesidir. Teori bozulunca pratik zaten çöker.
Yanlış Allah (cc) tasavvuru en büyük iman yıkımıdır.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
İnsan bu dünyaya ait değildir; buraya sonradan alışır. Asıl ait olduğu yerle arasında sönmeyen bir özlem vardır. Kulluk, bu özlemi diri tutarak asıl dönüş gününe hazırlanmaktır.
İnsan, bu dünyada sonradan tanıştığı bağlara alışır; ama içindeki asıl özlem, geldiği yere ve gerçek Sahibine dönme arzusudur. Tıpkı gerçek ailesini arayan bir çocuk gibi…
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
Bir inancı sahiplenmek yetmez. Eğer o inanç hayata kulluk olarak yansımıyorsa, ortaya din değil; kültür çıkar. Bu da Kur’an-ı Kerîm’in ifadesiyle fâsıklıktır.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
“Kendi hevasını ilah edinen kimseyi gördün mü?” (Furkan,43)
Bugün insanın inşa ettiği “bağımsız benlik” çoğu zaman hevanın putlaşmış halidir.
Modern insan kulluktan kaçmak için “bağımsız benlik” putunu inşa etti.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
Kulluk sadece namaz, oruç, sadaka değildir. Kulluk; hayatı Allah azze ve celleye saygılı kurmak, O’nu hayatta gözetmek, hayatın rengini, dengesini ve anlamını Cenâb-ı Hakk’tan almaktır. Bu da takvanın ta kendisidir.
Takva, ibadetlerin değil; hayatın Allah azze ve celleye ait olmasıdır.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
İbadet hayattan koparsa şekle iner. Hayat Allah azze ve celle ile uyumlu değilse, salât sadece zoraki bir harekete dönüşür. Gerçek ibadet, hayatın Cenâb-ı Hakk’a göre inşa edilmesidir.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
Hepimiz aynı imtihanı veriyoruz. Yaşayacaksa, tesadüflerin sonucu olarak değil Allah’ın (cc) ilmi dolayısıyla yaşayacak rahat ol. Ölecekse de Allah’ın ilmi dolaysıyla ve senin hayatındaki bu planı doğrultusunda ölecek; buna hiç bir çaren yok senin! Normal yapman gereken şeyi normal yapıyorsun ve sıfır stres!
İnsan ne zaman stres yapar; işler kontrolden çıktığını sandığında.. Halbuki o işler hiç bir zaman senin kontrolünde olmadı. O bir yanılsamaydı.
Bütün işler o kontrol sahibi Es-Samed olan, her şeyin Kendisine itimat ettiği Allah’ın (cc) kontrolünde ilerliyor. Meğer stres hormonum imansızlığa bakan yüzümün alevlendiğini yerde çoğalıyormuş. Rahat ol Cenâb-ı Hakk’ın dediği olur.
Öyle de olsa böyle de olsa ALLAH (cc) HEP İYİ OLDURANDIR!
Ben size evliya olmanın en üstün doruklarını anlatmıyorum; Allah’ın (cc) kulunu kabul ettiği asgari ölçüyü anlatıyorum. Bundan aşağısını kabul etmiyor Cenâb-ı Hakk. O yüzden dininin adını teslimiyet koydu
(İslam: Teslimiyet)
Teslim olmayanlar kaybedenlerdir. Yoksa Hz. İbrahim vefat ederken böyle vasiyet etmezdi: Ne edin ne edin ama hayatınızda Cenâb-ı Hakk’a teslimiyeti başardıktan sonra ölün!
“İbrahim, bunu, çocuklarına vasiyet etmişti. Yakub da: ‘Ey oğullarım! Şüphesiz Allah, bu dini sizin için seçti. O halde müslimler olarak ölmenin dışında başka bir şekilde ölmeyin!’ demişti.”
(Bakara Sûresi, 132)
وَوَصّٰى بِهَٓا اِبْرٰه۪يمُ بَن۪يهِ وَيَعْقُوبُۜ يَا بَنِيَّ اِنَّ اللّٰهَ اصْطَفٰى لَكُمُ الدّ۪ينَ فَلَا تَمُوتُنَّ اِلَّا وَاَنْتُمْ مُسْلِمُونَۜ
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR
👇🏻👇🏻👇🏻
-Kur’an-ı Kerîm senden her şeyi çözmeni değil hakikate sadık kalmanı ister. Allah azze ve celle seni anlamadığın için değil, yanlışladığın için sorgular.
-Yoldasın.
Bu yolculuk, insanlığın ortak yolculuğudur. Bizim şahadet aralığımız, yaşanan andır.
-Bu yol; Kur’an-ı Kerîm’in öngördüğü yol, insanlığın ortak öğrenme yoludur.
-Allah azze ve celle kulundan kusursuzluk istemez. Allah azze ve celle kulundan kopmamayı ister.
-Yanlışını savunuyorsan ve rahatsan; “Ne olacak canım” diyorsan asıl tehlike budur.
Hfz. Prof. Dr. Halis AYDEMİR